22 Mayıs Medyanın Halleri

22 Mayıs Medyanın Halleri...Köşe yazarlarının gündemi... Gazetelerde neler var? Köşe yazılarında öne çıkanlar...

ANKARA’NIN UZUN GECESİ: REİSİ’NİN HELİKOPTERİ NASIL BULUNDU

HANDE FIRAT-HÜRRİYET

Azerbaycan dönüş yolundaki İran Cumhurbaşkanı Reisi ve Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın bulunduğu helikopter, yanlarında heyetin diğer üyelerini taşıyan iki ayrı helikopterle birlikte yola çıkıyor. Sonrası simsiyah bir boşluk. Reisi’nin helikopterinden ses seda çıkmıyor, sinyal yok. Yok çünkü helikopterde uluslararası sinyal sistemi bulunmuyor.
Sonra olanları şöyle sıralayabiliriz:
- Devrim Muhafızları ve İran İstihbarat Örgütü Ankara’yı arıyor.
- Ankara tüm kurumlarıyla harekete geçiyor.
- İran önce gece görüşlü helikopter talebinde bulunuyor. Ankara ise sadece helikopter değil, kurtarma timinden elinde bulunan her türlü araç gerece kadar her türlü hazırlığı yapıyor.
- Ankara bölgedeki hava durumuna bakıyor, helikopterin uçması neredeyse imkânsız.
- Ankara İran’a hava durumu ile ilgili bilgi veriyor. Akıncı’nın gönderilmesinin daha sağlıklı olacağı anlatılıyor.
- Bu arada İran bölgeye silahsız Akıncı girmesini istiyor.
- Silahsız Akıncı kazanın ardından 23.30’da Batman’dan kalktı. 00.45’te kaza bölgesindeydi. 02.36’da ise enkazı buldu.
- Akıncı Türkiye’ye 6.45’te döndü.
- Süreçte tüm bilgiler an be an İran ile paylaşıldı.
- Ankara’nın organizasyon kabiliyeti ve kurumlar arası işbirliği ise çok önemliydi.

***

EMEKLİ BAYRAM İKRAMİYESİNE ZAM BEKLİYOR

YALÇIN BAYER-HÜRRİYET

10 bin TL aylık alan emekli ve 17 bin 2 TL para ile ter akıtan asgari ücretlinin ateşi düşmeyen hayat pahalılığı altında ezildiği, derin maddi sorunlar yaşadığı ortada. Hal böyle iken düşük zam politikası ile onlardan tasarruf yapmak vicdanları incitir.
16 milyonu aşkın emekli, dul ve yetim yılın ikinci yarı zammı için bir yanda temmuz ayını sabırsızlıkla beklerken, diğer yanda 3 bin TL tutarındaki bayram ikramiyesinin Kurban Bayramı öncesi hatırı sayılır oranda artırılmasını bekliyor.
3 bin TL’lik ikramiyenin yetersiz kaldığını, temel gereksinimlerini bile karşılamadığını Şeker Bayramı’nda bizzat yaşayarak gördü emekli. Hiç olmazsa Kurban Bayramı öncesi ödenecek ikramiye en az 5 bin TL’ye yükseltilmeli. Yetmez ama az da olsa soluklanmalarını sağlar. Bu para ile bile kurban kesmeleri olanaksız. Ortalama 13 bin TL aylığı olan emekli kurbanı unutalı yıllar oldu.

***

İRAN DAHA DA KENETLENİR

SALİH TUNA-SABAH

Bugüne değin Beheşti'den Muhammed Ali Recai'ye kadar birçok evladı katledildi İran yıkılmadı, şimdi de yıkılmaz. Tam aksine, daha da kenetlenir.
Hâliyle, Özgür Demirtaş adlı pop ekonomist fazla sevinmesin.
"Onların Reisi'ni aldın, diğerlerinin Reis'ini da bir an önce yanına al Allah'ım..." diyen Emre Uslu "duasına" devam edebilir.
Köpeklerin bile duası kabul olur ama köpekleşenlerin olmaz.

***

STATÜKO BOZULMAZ

GÜNERİ CİVAOĞLU-MİLLİYET

Reisi’ye dönelim... Teokratik bir devlet adamıydı. Karizmatik değildi. Ama Ali Hamaney’in iki Halef adayından biri olarak görünüyordu. Şimdi bir aday kaldı. Ayetullah Hamaney’in oğlu Mücteba.
Dünkü New York Times’da bu doğrultuda şu satırlar yer aldı:
“Babasının ofisini yöneten ve nüfuzlu bir din adamı olan oğlu Mücteba’ya, İbrahim Reisi’nin ölümünden sonra Hamaney’in yerine geçmenin yolu açıldı.”
Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi yaşamını yitirmeseydi ve “88 kişilik Uzmanlar Meclisi tarafından” Ali Hamaney’in yerine getirilseydi İran’da hiçbir şey değişmezdi.
Her şeyden önce o rejimin içinden biriydi, sistem içinde bir ideologdu.
Rejimin politikalarını uyguluyordu.
Ali Hamaney’in oğlu Mücteba da öyle.
İran’ın rejim yapısı içinde babasının çizgisinde yürüyecek bir Halef adayı.
Zaten İran’ı yöneten piramidin üst kademeleri için önemli olan bu yapıdan tek taşın bile oynamamasıdır.
Devrim Muhafızları da bu katı muhafazakar rejimin ve piramidi oluşturan isimlerin dayandığı ülkenin tartışmasız en büyük gücüdür.

***

AKREP OYUNU

MELİH AŞIK-MİLLİYET

Amerikan Doğa Tarihi Müzesi küratörü Prof. Lorenzo Prendini isimli şahsın plastik poşetlere konmuş endemik türde 1500 akrep, örümcek ve kırkayak ile 88 plastik şişe sıvıyı Türkiye’den çıkarmak üzereyken havalimanında yakalandığını yazdık. Olayla ilgili kuşkularımızı dile getirdik. Tarım Bakanlığı Basın Danışmanı Yusuf Şahbaz arayarak “Niğde Üniversitesi ile ortak olarak araştırma yapan Prendini’ye “Toplanacak örneklerden elde edilecek her türlü ürünün yurtdışına çıkarılmaması ve ticarete konu edilmemesi’ şartı ile araştırma izni verildiğini” anlattı.

Lorenzo Prendini, Türkiye’de Niğde Üniversitesi’nden Prof. Ayşegül Karataş ve Prof. Ahmet Karataş ile ortak proje çerçevesinde çalışmış...

Gördüğümüz kadarıyla... Türkiye’de iki hafta kalan Lorenzo, birkaç örneği Niğde Üniversitesi akademisyenleriyle ortak çalışarak bulmuş ama bu malzemenin çok büyük kısmı birilerince önceden hazır edilerek Lorenzo’ya satılmış ya da Lorenzo kurye olarak ayarlanmış.

Bu kadar yüklü ve özenle ambalajlanmış malzemenin uzun süre çalışan bir şebeke tarafından sağlanmış olması gerekiyor. Sıvılar laboratuvarda hazırlanmış. Teknik çalışmalar da yapan bir şebeke var olayın içinde. Bu şebekenin peşine neden düşülmedi? İçişleri Bakanlığı’nın bu soruya cevabı nedir?

Bu arada nasıl oldu da adli kontrolle serbest bırakılan Prof. Lorenzo aynı gün uçakla yurt dışına çıktı? Yusuf Şahbaz bu sorumuza gülerek cevap veriyor:
“Adli kontrol şartı konulmuş ama yurt dışına çıkışı yasaklanmamış!”
Anlaşılan kaçmasına izin verilmiş! Özellikle o şebekenin peşine düşülmesi gerekiyor.

Sonraki Haber