Yandex
03 Nisan 2025 Perşembe
İstanbul 12°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Ata topraklarımız Özbekistan’da (4) - Küllerinden doğan başkent: Taşkent

1966 yılında büyük bir depremle yerle bir olan Taşkent’te yaşayan 1,5 milyon kişinin 300 bin kişisi evsiz kalmış. Şehir 3,5 yılın içerisinde tamamen ve çok daha sağlam bir biçimde inşa edilmiş.

Ata topraklarımız Özbekistan’da (4) - Küllerinden doğan başkent: Taşkent
TÜLİN UYGUR

Semerkant-Taşkent yolculuğumuzu Özbekistan’ın hızlı treni Afrosiyob ile yapıyoruz. Afrosiyob ile Taşkent-Buhara-Semerkant arasında kolayca ve hızlıca seyahat imkânı var. Doğrusu o kadar rahat ve konforlu bir tren ki Buhara-Semerkant arasında da bu trene binmediğimiz için üzülüyorum.

Taşkent, İpek Yolu’nun en eski şehirlerinden. M.Ö 200 yıllarından kalma yazılı Çin kaynaklarında “Yueni” olarak geçen şehir, 900 yıllarında Türk kaynaklarında Taşkent olarak belirtilmiş. Eski adlarından biri de “Şaş”. 1300 yıllarında Timur İmparatorluğunun bir parçasıyken bu coğrafyada bitmez tükenmez güç kavgaları sonucu önce Şeybanilerin eline geçmiş daha sonra da Buhara Hanlığının. 1865 yılında Rus Çarlığı tarafından işgal edilen bu topraklarda, 1917 Ekim Devrimi’nin hemen ardında yaşanan iç savaş sonrası 1924’te Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuş ve 1930 yılında Taşkent başkent olmuş.

Ata topraklarımız Özbekistan’da (4) - Küllerinden doğan başkent: Taşkent - Resim : 1
Emir Timur heykelinin önünde

1966 yılında büyük bir depremle yerle bir olan Taşkent’te yaşayan 1,5 milyon kişinin 300 bin kişisi evsiz kalmış. Şehir 3,5 yılın içerisinde tamamen ve çok daha sağlam bir biçimde inşa edilmiş. Şimdi Özbekistan Cumhuriyeti Acil Durumlar Bakanlığı, deprem, heyelan, sel gibi doğal afetlerden önce, sırasında ve sonrasında yapılması ve yapılmaması gerekenler konusunda halkın farkındalığını artırmayı amaçlayan etkinlikler yapıyorlar. Ortaokul öğrencileri dahil mahalle topluluklarının temsilcilerine yönelik pratik seminerler düzenliyorlar.

Taşkent gezimiz otobüsle sağda “Ali Şir Nevai Tiyatrosu”, solda “Devlet Sanat Müzesi”, “Ali Şir Nevai Devlet Edebiyat Müzesi” gibi bir şehir turuyla başladı. Şehir zaten tertemizdi ama yoğun bir temizlik ve düzenleme çalışması gördük, yol kenarlarındaki çiçekler gözden geçiriliyor, yenileniyordu. Devasa boyutlu reklam panolarındaki “Vladimir Putin ve Şavkat Mirziyoyev” fotoğraflarından Rusya devlet başkanının resmi bir ziyaret için Taşkent’e geleceğini öğrendik. Taşkent sokakları bu önemli buluşmaya hazırlanıyordu. Şehir turumuzda ilk durağımız bir külliye oldu.

HZ. İMAM KÜLLİYESİ

Yine insanın kendini çok küçük hissettiği devasa bir alandayız. Külliye, Hz. İmam Camii, Tilla Şeyh Camii, şimdi kütüphane müzesi olarak kullanılan Muyi Medresesi, Ebubekir Keffal Şaşi’nin Türbesi ve hediyelik eşya satılan Barakhan Medresesi’nden oluşuyor. Kütüphane müzesi olarak kullanılan Muyi Mübarek’te el yazması Kuran-ı Kerimler ve dini içerikli eserler sergileniyor. İçerde Kuran okunuyor. Fotoğraf çekimi yasak. Ceylan derisine yazılmış, Hz. Ömer’e ait olduğu söylenen ciltli Kuran da burada sergilenmekte. Üzerindeki pas renkli lekelerin Hz. Ömer’in kanı olduğu ve bu Kuran’ı okurken öldürüldüğü anlatılıyor. Kuran, ilk kez Hz. Ömer zamanında cilt haline getirilip, dört nüsha olarak yazılmış. Bu dört cilt Kuran “Hz. Ömer Mushafları” olarak biliniyor. Mushaf, bir araya getirilip bağlanmış, yani ciltlenmiş, yazılı sayfalara verilen ad. Hz. Ömer Mushafları Mısır, Özbekistan, İran ve Güney Arabistan’a (Yemen’e) gönderilmiş. Mısır’a gönderilen Kuran, Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sonrası İstanbul’a getirilmiş ve bugün Topkapı sarayında.

Ata topraklarımız Özbekistan’da (4) - Küllerinden doğan başkent: Taşkent - Resim : 2
Tilla Şeyh Cami

ÇARŞI- PAZAR

Özbeklerin “Çorsu Bozori” ya da “Eski Juva” dedikleri 10.yy.dan beri alışveriş yapılan bir çarşıdayız. O zamanlar kervansarayların, hamamların, dükkanların çevrelediği çarşı, o günden bugüne çok değişmiş ama dört caddenin kesiştiği bu yerdeki varlığını sürdürmüş. Çarşının kapalı kısmı, mavi-beyaz, süslü bir kubbenin altında. Ancak bu kubbe alıştığımız Özbekistan kubbelerinden farklı, çok geniş bir sirk çadırına benziyor. Çarşı tam bir gıda çarşısı. Yok yok! Havalandırma yetersiz olduğu için farklı kokuların birbirine karıştığı çarşıda, makarnadan et ve et ürünlerine, turşudan kuru bakliyata ve baharata, ekmek ve süt ürünlerinden kuruyemişlere, tatlılardan tuzlulara kadar yiyecek olarak ne ararsanız bulabilirsiniz. Hemen arkasında da daracık sokaklarda tekstil ürünleri, hediyelikler, ev ve bahçe aletleri, halılar, ev dekorasyonu ve tekstili, takkeler, seramikler gibi sonsuz çeşitte ürün bulabileceğiz küçük tezgâh ya da dükkanlar var. Aralara sıkışmış mangalcılardan yayılan yoğun et kokusu ve duman rahatsız etse de Taşkent’in kalbindeki alışveriş yerini gezmeden olmaz!

Ata topraklarımız Özbekistan’da (4) - Küllerinden doğan başkent: Taşkent - Resim : 3

KUKELDAŞ MEDRESESİ

Çarşı-Pazar’ın karşısındaki medrese Cuma Camisiyle yan yana. 10. yy.da şehrin üç giriş kapısından biri buradaymış. Geniş meydanı, infazlar için kullanılıyormuş. Burada daha önceleri bir de kervansaray varmış ama yıkılmış. Medrese de defalarca yıkılmış, yeniden yapılmış. En son restorasyondan sonra eski ihtişamına kavuşmuş. Yaklaşık 20 metre yüksekliğinde çok heybetli bir taçkapısı var. Bugün Taşkent’in en büyük mimari anıtlarından biri.

Ata topraklarımız Özbekistan’da (4) - Küllerinden doğan başkent: Taşkent - Resim : 4

MAGİC CİTY PARK

Taşkent parklar şehri. 2021 yılında adı “Magic City Park” olan bir de eğlence parkı yapılmış. Proje İstanbul’dan bir Türk mimarlık şirketi tarafından yapılmış. İngilizce adı da bu şirket mi seçti acaba? Tek katlı, AVM- eğlence parkı karışımı bir yer. Masalımsı bir alışveriş bölgesi hedeflenmiş. Çocuk masallarındaki renkli şatolar, kuleler, yerli-yabancı mağazalar, amfitiyatro, dünya mutfaklarından örneklerin yanı sıra Özbek lokantaları, kahvehaneler, renkli evleri olan sokaklar arasında dolaşarak zaman geçirmek mümkün. Orta Asya’nın ilk akvaryumu da bu parkta açılmış. Büyük bir havuzda her gün ışıklı su çeşmesi ve müzik gösterileri yapılıyor. Taşkent halkına ve turistlere saat 10-22 arasında hizmet verilen parka giriş ücretsiz.

BESH QOZON

Beş Kazan, devasa Özbek pilavı kazanlarının kaynadığı, Orta Asya’nın pilav merkezi olarak bilinen bir lokanta. Özbek pilavı meşhur ama lokanta, çalışanlarıyla, temposuyla, ziyaretçileriyle başlı başına seyirlik bir yer. Pilavın üretim aşamasına bire bir şahit olabildiğiniz mutfağın çalışanları işlerine öyle hâkim ki neredeyse makineleşmiş bir biçimde kazanları doldurup boşaltıyorlar. Tabii her yeri saran mis gibi ekmeklerin yapıldığı fırını ve her bir ekmeği damgalayarak sanatsal ekmekleri üreten fırıncıları da unutmayalım. Her gün binlerce kişinin gelip geçtiği lokantada masalarda yer bulmak için sıra bekleniyor. Özbek pilavı at etiyle, dana etiyle veya kuzu etiyle alınabiliyor.

Ata topraklarımız Özbekistan’da (4) - Küllerinden doğan başkent: Taşkent - Resim : 5BROADWAY SOKAĞI

Emir Timur meydanındaki bronz Timur heykeli 7 metre yüksekliğinde. Atının üzerindeki ünlü kumandan ve devlet adamının “güç adalettedir” sözü heykelin kaidesine dört dilde kazınmış. Arka planda Sovyetler Birliği zamanında yapılmış Özbekistan Oteli tüm heybetiyle görünüyor. Karşı tarafa geçip Broadway Sokağı yönünde ilerlerken üniversite mezuniyet töreninden yeni çıkmış bir grup öğrenci görüyoruz. Hemen durup konuşuyoruz. O kadar güzel, neşeli, hayat ve umut dolular ki birden gençleşiyoruz. Okumak ve çalışmak için yurt dışına gitmek isteyen çok! Yeşil ve güzel bir sokakta ilerleyerek asıl adı Saligokh Sokağı olan bir sokağa ulaşıyoruz. Bu sokak yerel halk tarafından Broadway Sokağı olarak adlandırılıyor. Oldukça kalabalık. Çocuklara ve gençlere göre eğlenceler var. Park tarafında bilardo ve masa tenisi masaları kurulmuş. Küçükler için kaydıraklar var. Yol boyunca minik kulübelerde Özbek sanatçılar el sanatlarını sergiliyor. Büyük mağazalar yanı sıra sokak sanatçıları ve seyyar satıcılar da var. Bir alışveriş sokağı burası. Kahvehaneleri ve lokantalarıyla dinlenme imkânı da sunuyor. Grubun çoğunu dinlenmek için oturduğumuz kahvehanede bırakıp, Bağımsızlık Meydanı’na doğru yürüyoruz.

Ata topraklarımız Özbekistan’da (4) - Küllerinden doğan başkent: Taşkent - Resim : 6

Haftaya Bağımsızlık Meydanı’nda buluşmak üzere sağlıkla kalın.

KONİGİL KÖYÜ

Semerkant gezimizin son durağı Konigil köyü. Semerkant’a 13 km uzaklıkta. Bu köyü özel kılan, Muhtarov kardeşlerin 1996 yılında kurduğu Meros Kâğıt Fabrikası. Aslında büyük bir atölye. El üretimi kâğıt yapılıyor. Eski çağlarda kâğıt üretiminin merkezi Çin ve devlet sırrı gibi saklanıyormuş kâğıt yapımı. 8. yy.’da Çinlilerle yapılan bir savaş sonrası tutsak edilen Çinli kâğıt üreticileri canlarını kurtarmak için Semerkant zanaatkarlarına kâğıt yapım sanatını öğretmişler. Semerkant kısa sürede İpek Yolu’nda ipek kâğıt üretiminin merkezi olmuş. Pürüzsüz, parlak ve canlı renkli, normal kağıtlardan çok daha dayanıklı kağıtlar üretilmeye başlanmış. Öyle ki 400 yıl dayanıklılığa ulaşan Semerkant kağıtları papirüs ve deri yerine kullanılmaya başlamış. Orta Çağ’da Avrupa pazarlarının gözdesi olmuş. Çağlar boyu ününü sürdüren Semerkant’ın ipek kağıtlarının üretimi, değişen dünya şartlarıyla birlikte giderek azalmış, 18.yy’dan sonra atölyeler de kapanınca bu zanaat neredeyse unutulmuş. İşte Muhtarov kardeşlerin kurduğu fabrika, tamamen el emeğine dayanan geleneksel ipek kâğıt üretimini yeniden canlandırmış.

Ata topraklarımız Özbekistan’da (4) - Küllerinden doğan başkent: Taşkent - Resim : 7

HER YER DUT AĞAÇLARIYLA DOLU

Özbekistan ipek ülkesi yani dut ülkesi, her yer dut ağaçlarıyla dolu! Semerkant ipek kağıtlarının da hammaddesi dut ağacı! Dut kâğıdı yapılıyor. Kâğıt yapımı için seçilen dut dalları suda bekletiliyor. İyice yumuşayınca kabukları şerit gibi soyuluyor, temizleniyor. Kabuklar tekrar suda bekletiyor, daha sonra saatlerce kaynatılıyor, bazen kaynama aşamasında içine ipek lifleri ya da atıkları da karıştırılıyor. Kaynayan ve iyice yumuşamış olan kabuklar dövülerek pelteleştiriliyor. Ardından suyla karıştırılıp liflerin suyla özleşmesi sağlanıyor ve eleniyor. Oluşan kütle levhalar halinde önce keten bezlere incecik serilip kurutuluyor, daha sonra keten bezlerden ayrılarak asılıyor ve iyice kuruması sağlanıyor. Üretimin son aşamasında kâğıt levhaları pürüzsüz hale getirmek için cilalama işlemine geçiliyor. Mermer bir masada bu levhalar tek tek oniks taşlarla ütülenircesine cilalanıyor. Daha sonra inceliklerine, cinslerine göre bu kağıtlarla kaliteli mektup kağıtları, defterler dışında folklorik bebekler, çanta, cüzdan gibi hediyelikler de üretiliyor.

Yemyeşil ve ağaçlık bir ortamda, Siyab nehrine bağlanan deresiyle, kâğıt üretimine can veren su değirmeniyle, kâğıt, tekstil ve seramik atölyeleriyle, geleneksel keten tohumu yağı üretimiyle Konigil kültür ve sanat köyü olarak insanın ruhunu dinlendiren bir yer.

Özbekistan