Elif Sanchez müzik yolculuğunu anlattı: Türk müziği mirasının bir parçası olmayı hedefliyorum
Yaşamına İspanya’da devam eden Elif Sanchez’in yeni albümü dinleyicilerle buluştu. Sanchez’le müziğinin hikâyesini konuştuk.


İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarından mezun olduktan sonra Türkiye ve yurt dışında caz eğitimleri alan Elif Sanchez’in “Stage of Love” adını verdiği albümü çıktı. Yaşamına İspanya’da devam eden Sanchez’le müzik yolculuğunu konuştuk.
‘BİR ZAMANLAR’IN HİKÂYESİ: KIRGINLIK VE UMUT BİR ARADA
‘Stages of Love’ albümünüz çıktı. Bu albümde yer alan ‘Bir Zamanlar’ şarkısını da daha önceden tekli olarak dinlemiş olduk. Bir hikâyesi var mı bu şarkının?
Sevgi ve aşk, benim için her zaman biraz karmaşık kavramlar oldu. Yanlış insanlarla yaşadığım deneyimler, aşkın zihnimde toksik bir algıya dönüşmesine neden olmuştu. Ancak 10 yıl önce birisi hayatıma mucize gibi girdi ve bana aşkın gerçek anlamını hissettirdi. Bununla birlikte “Bir Zamanlar” ve birçok umut dolu, sevgiyle yoğrulmuş şarkılar yazmaya başladım. Bu şarkı, hem geçmişin kırgınlıklarını hem de geleceğe dair umudu içinde barındırıyor, duyguların geniş bir yelpazede ifadesi.
Türkiye’den İspanya’ya uzanan bir müzik yolculuğunuz var. Bu nasıl oldu? Neden yurtdışı ve neden İspanya?
Aslında İspanya’ya yerleşmek gibi bir planım yoktu; hayatın akışı beni buraya sürükledi. Kendimi bildim bileli hep ülke dışına çıkmak, farklı diller öğrenmek ve farklı insanlarla tanışmak hayalim vardı. 18 yaşında Türkiye’den ayrılmış ve Amerika’da yaşamaya başlamıştım, ancak oraya hiçbir zaman tam anlamıyla ait hissetmedim. Javier Limón ile çalışmaya başladıktan sonra, özellikle ikinci albüm sürecinde sık sık İspanya’ya gidip geliyordum. Zamanla bu ülkeye âşık oldum; hem kültürü hem de müziği bana çok yakın geldi. Derken, bir anda Madrid’e taşınma kararı aldım.
‘TÜRK MÜZİĞİ İLE FLAMENKO ARASINDA GÜÇLÜ BİR BAĞ VAR’
Flamenkodan etkilendiniz mi? Sizce Türk müziği ile flamenko arasında bir bağ ya da benzerlik var mı?
Kesinlikle flamenkodan çok etkilendim. Zaten ikinci albümümde çokça flamenko esintileri taşıyan bir albüm ve çok önemli İspanyol bir prodüktör, Javier Limón tarafından yapıldı. Türk müziği ile flamenko arasında da güçlü bir bağ olduğunu düşünüyorum; ikisi de halkın içinden doğan, derin duygular barındıran müzik türleri. Ayrıca, makamlar ve ritmik yapılar açısından da önemli benzerlikler var. Flamenko ile Anadolu müziği arasındaki bu bağlantıyı daha derin keşfetmek benim için oldukça heyecan verici.
‘MÜZİĞİM DOĞAL DUYGULARIN BİR YANSIMASI’
“Hayatımın içinden bir hikayeyi anlatıyor gibi hissediyorum.” diyorsunuz Anadolu Ajansı’na verdiğiniz röportajda. Sizin müziğiniz bize ne anlatır?
Dediğim gibi 18 yaşımdan itibaren birçok ülke ve şehir değiştirdim; farklı dillerin ve kültürlerin içinde büyüdüm. Bu yüzden müziğim hem stil hem de dil açısından doğal olarak çok çeşitli oldu. Ancak tüm bu farklılıkların ortak noktası hep aynı: Müziğim, hayatımdan, kalbimden gelen, samimi ve doğal duyguların bir yansıması. Anlattığım hikayeler değişse de müziğimin kaynağı her zaman yüreğimin en derin köşesi. En büyük dileğim, dinleyicinin müziğimi dinlediğinde kendiyle ve duygularıyla bağ kurabilmesi. Çünkü bizler duygularımızla ne kadar iç içe olursak, insanlık olarak da o kadar bütün olabiliriz.
‘HALK MÜZİĞİ MİRASININ BİR PARÇASI OLMAYI HEDEFLİYORUM’
Türk halk müziği ve cazı buluşturan bir tarzınız var. Türk halk müziği hâlâ keşfedilmeyi mi bekliyor?
Türk halk müziği, köklü geçmişiyle bizim en değerli miraslarımızdan biri. Türkiye’de bu alanda büyük ustalarımız var; hem ülke içinde hem de uluslararası alanda kendini kanıtlamış sanatçılarımız mevcut. Dünya çapında hâlâ hak ettiğimiz değeri tam olarak göremesek de, müziğimiz birçok ülkeye kıyasla daha fazla biliniyor ve takdir ediliyor. Ben de bu mirasın bir parçası olmayı her zaman bir hedef olarak gördüm. Umarım müziğimizin dünya çapında daha fazla dinlenmesine ve keşfedilmesine küçük de olsa bir katkım olur.
İspanya’dan, Akdeniz’in diğer yakasından diyelim. Türkiye nasıl görünüyor?
Gittiğim her ülkede Türkiye’ye karşı her zaman çok sıcak ve olumlu bir ilgiyle karşılaştım. İspanya’da da durum aynı; kültürümüzü ve müziğimizi gerçekten seviyorlar. Zaten İspanyollarla aramızda birçok benzerlik olduğunu düşünüyorum. İnsanların samimiyeti ve sıcakkanlılığı bana sık sık kendi kültürümüzü hatırlatıyor.
Son olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz?
Müzik, insanları bir araya getiren en güçlü ve en güzel bağlardan biri. Şarkılarımı dinleyen, destekleyen herkese yürekten teşekkür ederim. Umarım müziğim, hayatınızın bir parçası olur, duygularınıza dokunur ve en özel anlarınıza eşlik eder.