Günümüzün Kuvayi Milliye kadınları
Birkaç yıldır, Türk Ordusu’nun sınırlarımızın güvenliğini korumak, ulus bütünlüğünü, birliğini ve bekasını sağlamak için bölücü terör örgütü PKK ve uluslararası planda, onun koruyucularına karşı başlattığı “Afrin Zeytin Dalı Harekâtı’nı”, “Fırat Kalkanı Harekâtı’nı “ ve “Barış Pınarı Harekâtı’nı” ga
Halkımızın ve özellikle kadınlarımızın Mehmetçiğe olan ilgisini, sevgisini ve davranışlarını, övünç duyarak gururla izliyorum. Kimileri askerlerimiz üşümesin diye atkı, bere, çorap, boyunluk örerek gönderiyor, kimileri de börek, bazlama sarma, dolma, zeytin bal, kuru incir, kuru üzüm gibi yiyecekler hazırlayıp Mehmetçiğe gönderiyor. Ben kadınlarımızın bu örnek davranışlarını, Kurtuluş Savaşımızda cephane taşıyan, düşmanla vuruşan ve savaşa her türlü katkıyı vermek için, kadınların kurduğu Anadolu Kadınları Müdafa-i Hukuk Cemiyeti üyeleri gibi değerlendiriyorum.
Bilgilerimizi tazelemek için bu derneği kısaca tanıyalım: “Türk kadınlarının Milli Mücadeleye büyük kararlılıkla katılışını gösteren en önemli olay, merkezi Sivas’ta olmak üzere Anadolu Kadınları Müdafa-i Vatan Cemiyeti’nin kuruluşudur. Bu cemiyet Sivas Valisi Reşit Paşa’nın eşi Melek Reşit Hanım ve arkadaşları tarafından Sivas’ta kurulmuş, kısa sürede Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde, merkeze bağlı şubeleri açılmıştır. Düşman işgallerini büyük bir hassasiyet ve dikkatle izleyerek İtilaf devletleri ve İstanbul Hükümeti’ne karşı zaman zaman protesto mektupları yayımlamışlardır. Milli Orduya para ve mal yardımı kampanyaları açmışlar, milli mücadele için Anadolu’ya geçen kahramanlara mesajlar göndererek kutlamışlardır. Bu cemiyet, Kurtuluş Savaşı boyunca Türk Kadınlığının gurur duyacağı hizmetler yapmıştır. Anadolu Kadınları Müdafa-i Vatan Cemiyeti hizmetleri sırasında, sürekli Heyet-i Temsiliye ve Ankara Hükümeti ile ilişkilerini sürdürmüş ve Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük takdirini kazanmıştır.” (Prof. Dr. Bekir Sıtkı Baykal-www.atam.gov.tr)
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Paşa, Anadolu Kadınları Müdafa-i Hukuk Cemiyeti kurmalarının gereği hakkında çeşitli illere telgraf göndermiştir. Denizli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Başkanlığına gönderdiği telgrafı bir örnek belge olarak okurlarımızla paylaşmak istiyorum.
‘DENİZLİ MÜDAFA-İ HUKUK CEMİYETİ RİYASETİNE’
“Sivas Hanımları Anadolu Kadınları Müdafa-i Hukuk Cemiyeti, namıyla merkezi Sivas’ta olmak üzere bir cemiyet teşkil etmişlerdir. Leffen gönderilen nizamnameler mucibince selamet ve saadeti, vatan namına milletin valide ve hemşireleri sıfatıyla zevcelerinin yanı başlarında ahz-ı mevki ederek mesa-i milliyeye iştirak etmişlerdir. Hanımlarımızın da menafi-i milliye ve vataniye ile şiddetle alâkadar olduklarını bu suretle ispat etmeleri, bütün cihan nazarında ve bilhassa Avrupa’nın bize muhalif efkâr-ı umumiyesi arasında, Türklerin asil bir zihniyete malik ve atiyen her türlü kabiliyeti terakki ve kuvveti haiz olduğuna kanaat tevlit edeceğinden, Heyet-i Temsiliyece teşebbüs büyük bir memnuniyetle telakki edilmiş ve bilumum Anadolu kadınlarının aynı asar-ı hamiyeti ibraz etmeleri şayan-ı temenni görülmüştür. Binanaleyh oraca da hanımefendilerin teşvikiyle bir cemiyet teşkil ettirilerek neticesinin de bildirilmesi mütemennadır efendim.
Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesi Namına
Mustafa Kemal”
(Kaynak: M.Akif Tütenk-Milli Mücadelede Denizli, Ankara 1949,s.75 - Alıntı Yapılan Kitap: Atatürk’ün Resmi Yayınlara Girmemiş Söylev, Demeç, Yazışma ve Söyleşileri-Sadi Borak s.340)
Şimdi de belgede kullanılan dil, 1919 yılına ait olduğu için istenilenleri özetleyelim: Gazi Mustafa Kemal Paşa, Sivaslı Hanımların Anadolu Kadınları Müdafa-i Hukuk Derneği kurduklarını, tüzüklerini de dilekçelerine eklediklerini, tüzükleri gereği,vatanın esenliği ve mutluluğu adına, anaların ve kız kardeşlerin eşlerinin yanı başında ulusal mücadeleye katıldıklarını anlatıyor. Onların vatan ve milletimizin yararı için yaptıkları çalışmaların bütün dünyanın dikkatini çekmesi, Avrupa kamuoyunu etkilemesi ve Türklerin asil bir anlayışa sahip olduklarını, gelecekte de ilerleme yeteneğine sahip ve gücünde olduğunu anlatıyor ve bu girişimi memnuniyetle karşıladıklarını bildiriyor. Bütün Anadolu kadınlarının da aynı anlayışla yurdumuz için bu görevi yerine getirmeleri istenmekte, Müdafa-i Hukuk cemiyetlerinin kadınlarımızı özendirerek, Anadolu Kadın Müdafa-i Hukuk Cemiyeti şubelerinin kurulması istenmekte ve sonuçtan bilgi verilmesi dilenmektedir.
Kurtuluş Savaşı ve sonrasında Türk kadınının büyük fedakârlıklar yaptığının bilincinde olan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türk Kadınlarını şu sözleriyle onurlandıracaktır: “Dünyada hiçbir milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez.”