Sadece emeği değil duyguları da sömürdüler
Cumhuriyet’in kuruluşuyla bir halkın sesi notalara dökülür. Fakat 1980 Darbesi, bireycileşme ve yozlaşmayı beraberinde getirir. Kendi kültürünü de yaratır. Piyasa hazırlanır. Kapitalizm sadece emeği değil, artık duyguları da sömürerek kendine yönelecek enerjiyi bulmuştur


Sanat; nesnel gerçekliğin, estetikle yoğrulmuş halidir. Gerçek, üretildiği sınıfın gerçeğidir. Sanat ideolojiktir, sınıfsaldır. Sanatçı da içinde bulunduğu sınıfın ideolojisini üretir. Feodal dönemde sanat; iki ideoloji etrafında var oldu. Müzik, bu iki çelişmenin ortaya çıktığı en belirgin örneklerle doludur. Bir yanda üreten emekçi halkın isyanı olan ozanlar, diğer yanda köylünün emeğini sömüren beylerin, saraylarda ve konaklarda zevk ve sefanın sesi olan ustalar. Bu iki ideoloji Yunus Emre’yi, Köroğlu’nu, Dadaloğlu’nu, Itrileri, Tamburi Cemil Beyleri, İsmail Dede Efendileri doğurmuştur.
“Zevk ve neş’e meclisinin
Gül fidanı yeşerirken
O gül yüzlü saki nerede
Bahar rüzgârı esmekte ama
Hoş kokulu Kevser şarabı nerede” diye dertlenir Itri.
Köroğlu’nun derdi ise zindanlara atılan halktır.
“Adamsan meydanda otur
İleri gel cevap getir
Melul melul olmuş yatır
Zindanda kullar iniler”
İsmail Dede Efendi saraydan,
“Yine bir gülnihal
Aldı bu gönlümü
Sim ten gonca fem
Bibedel ol güzel” diye seslenirken Dadaloğlu,
“Belimizde kılıcımız kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet vermiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir” diyerek sarayın sunduklarını değil, düzenin karşısında, ezilenin yanında olmayı seçmiştir.
DEVRİMLER ZAMANI
1900’lü yıllara gelindiğinde artık köylünün sabrı taşmaktadır:
“Benim bu gidişe aklım almıyor
Fukara halini kimse bilmiyor
Padişah sikkesi selam vermiyor
Kefensiz kalacak ölümüz bizim
Serdari halimiz böyle n’olacak
Kısa çöp uzundan hakkın alacak
Mamurlar yıkılıp viran olacak
Akıbet dağılır elimiz bizim”
Kendisi göremese de Serdari’nin dileği olmuştur. Kısa çöp uzundan hakkını almıştır. Artık tek bir paşa vardır onlar için, Mustafa Kemal Paşa. Beylere, padişahlara isyanların türküleri, yerini kahramanlıklarını anlatan türkülere bırakmıştır. Çünkü kazananlar kahramanlar olmuştur.
“Çekerim çekerim gitmez kadana
Fransızın kurşunu değmez adama
Dönmezsem haber verin anama
De yeri yeri kumandalar yeri
Çetelerim gidiyor dönmüyor geri”
Gidenler geri dönmemiştir ancak kalanların daha yapacak çok işleri vardır. Devrimler zamanıdır, hem de “arasız” olmalıdır. Öyle emrediyordu devrimin önderi. Sarayın saltanatını, şeyhleri beyleri yıkan irade, “Bunlar hep Bizans’tan kalma şeylerdir. Bizim hakiki musikimiz Anadolu halkında işitilebilir.” diyerek sarayın sesini de susturmuştur. Devrim yapan milletin, müziği de devrimcileşmiştir. Hem de öyle kulaktan kulağa değil, bilimsel. Yurdun dört bir yanından çağlayan halkın sesi, Cumhuriyet’in yetiştirdiği sanatçıların ellerinde notalara dökülmüştür. Artık vatan için kan dökenlerin dillerinden, yüreklerinden dökülenler de kimsesiz değildir. Saraydaki sultanların methiyecileri değil, köylünün sesi duyulacaktır. Ne saray kalmıştır ne bey ne paşa çünkü artık milletin efendisi köylü olmuştur.
“Sürer eker biçeriz, güvenip ötesine
Milletin her kazancı, milletin kesesine,
Toplandık has çiftçinin Atatürk’ün sesi
Toprakta savaş için ziraat cephesine
Biz ulusun varlığın temeliyiz, köküyüz,
Biz yurdun öz sahibi, efendisi köylüyüz”
HALKIN SESİ SUSARKEN…
Ancak 1950’lerde başlayan “Küçük Amerika” olma hevesiyle, NATO’nun ülkemize girmesiyle ve Fullbright Eğitim Anlaşması ile beraber halkın sesi yavaş yavaş susturulur. Devrime giden taşları döşeyen Serdari’nin türküsünü dillendiren Ruhi Su cezaevlerine atılırken,
“Amerika, Amerika,
Türkler dünya durdukça,
Beraberdir seninle,
Hürriyet savaşında” şarkısının sahibi Celal İnce radyolarda yıldız olur.
Feodalizm bittiği yerden tekrar küllenmiştir ama bu sefer allanıp pullanarak çıkmıştır ortaya.
1980’lere geldiğimizde Milli Demokratik Devrimimiz ağır bir darbe yer. Dünya ekonomisiyle birleşme programı, Kemalist devrimle kurduğumuz Milli Devleti ve temelindeki milli ekonomiyi tasfiye etme yönünde yıkıcı uygulamalar gündeme gelir. Bu süreçte ABD güdümlü Gladyo-Mafya-Tarikat rejimi kurulur. Dünya ekonomisiyle bütünleşme programı çiftçiyi ve işçiyi kambur ilan eder. Artık efendilik üretenin elinden tekrar alınmıştır ve yine sömürenin eline geçmiştir. Feodal düzendeki sınıfların yerini ezilen emekçi ve ezen kapitalistler alır.
Ellilerden itibaren yavaş yavaş tahrip edilen kültürel değerlerimiz yozlaşmanın, bireyciliğin pençesindedir. Darbeyi yaratan koşullar her zamanki gibi yine dönemin sanatçısını ve sanatını da yaratır. Sanat yine sınıfsaldır ve sanatçı kendi sınıfının bulunduğu yerden ses verir. Bir yandan emekçinin içinden, kendinden gelen ses, diğer yanda kapitalist düzenin sesi. Bu sefer onları kollayan saray yok belki ama düzeni ayakta tutan serbest pazar ve onun piyasası vardır. Piyasa neyi koruyor kolluyor ise o pazarlanır. Kambur çiftçi, kentlere ucuz iş gücü olarak düzenin ona uygun gördüğü gecekondulara taşınır. Özelleştirmenin beyleri, üreticinin emeğini sömürmeye başlamıştır bile. Köyden tamamen kopamamış ama şehre göç ettirilen emekçi halk artık hiç bilmediği yaşam koşullarının ve kendisini ezen düzenin avucuna bırakılmıştır.
Kapitalizmin efendileri “Benim memurum işini bilir!” derken, onlar ne yaşamak zorunda bırakıldıkları şehirleri ne de sınıfını biliyordur. Kapitalizm, yeni kitle için, yeni bir kültür yaratma derdindedir. Yoksa emekçiler sınıfını bilinçlerine çıkarırlarsa tekrar işler tersine dönüverir, sömürü düzenini yıkabilirler. O nedenle sisteme uygun bir isyan merkezi oluşturmaya ihtiyaç vardır. Pazar kurulur, piyasa ayarlanır ve basılır düğmeye. Kapitalizm sadece emeğini değil, artık duygularını da sömürerek kendine yönelecek enerjiyi, yine kendisinin yarattığı bir araca akıtmayı başarır. Fabrikaların önünde, gecekondu mahallelerinde tezgahlar kurulur, boy boy afişler asılır. Gazeteler ve dergiler manşetlerinde satmak istenilen ürünü emekçinin gözüne sokar, hayatına akıtıverir.
“Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum
Ömür boyu bitmeyen derdimle yorulmuşum” diyen Orhan Gencebay sunulur önce.
Değerli Aydinlik.com.tr okurları.
Aydinlik.com.tr ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.
Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Aydinlik.com.tr yorum sayfalarında yer almayacaktır.
Ayrıca Aydinlik.com.tr yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.
Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Aydinlik.com.tr yorum sayfalarında paylaşılamaz.
Aydinlik.com.tr yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Aydinlik.com.tr bunlardan sorumlu tutulamaz.
Aydinlik.com.tr yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.
Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.