Yandex
27 Mart 2025 Perşembe
İstanbul 22°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Şiir dergiciliği soruşturmasına Buzdokuz’la devam ediyoruz: Eleştiri şiiri yeniler

Günümüzde şiir dergileri soruşturması kapsamında Buzdokuz dergisi ekibi sorularımızı yanıtladı. Buzdokuz ekibi özellikle şiirde eleştiri mekanizmasının eksikliğine dikkat çekti

Şiir dergiciliği soruşturmasına Buzdokuz’la devam ediyoruz: Eleştiri şiiri yeniler

Günümüzdeki şiir dergileri soruşturmasına Buzdokuz dergisiyle devam ediyoruz. Sorularımızı yanıtlayan Buzdokuz ekibi, genel beğenilere göre hareket etmediklerini belirtti.

Şiirin yalnızca duygusal veya sanatsal bir üretim olmadığını, aynı zamanda eleştirel ve teorik bir zemin gerektirdiğini düşünüyoruz.” yanıtını veren Buzdokuz ekibi, eleştiri mekanizmasının eksikliğine dikkat çekti.

EN BÜYÜK EKSİKLİK ELEŞTİRİ MEKANİZMASI

-Günümüzdeki şiir dergiciliğini nasıl görüyorsunuz?

Bugün şiir dergiciliği birkaç farklı çizgide ilerliyor. Bir yanda büyük edebi çevrelerin, yayınevlerinin veya belirli kültürel/ideolojik grupların etrafında şekillenen dergiler var; bunlar genellikle belirli bir edebi geleneği sürdürme veya belli bir anlayışı temsil etme eğiliminde. Diğer yanda ise bağımsız, kolektif ve şiirin özerkliği için mücadele eden dergiler var. Buzdokuz bu ikinci kategoriye giriyor ve şiirin önündeki angajmanları kazıyarak şiire odaklanmayı amaçlıyor.

Bugünkü şiir dergilerinin en büyük sorunlarından biri eleştiri mekanizmasının zayıflığı ve şiirin bir tür metalaşma sürecine girmesi. Birçok dergi, okur taleplerine göre içerik üretirken bazıları da şairlerin sosyal sermayesi üzerinden kendini var etmeye çalışıyor.

ŞİİR ELEŞTİREL VE TEORİK ZEMİN GEREKTİRİYOR

Şiir dergilerinin bir misyonu, bir anlayışı ve biçimsel yaklaşımı olması gerektiği söylenir. Siz buna katılıyor musunuz? Eğer katılıyorsanız siz nasıl bir anlayışla hareket ediyorsunuz?

Evet, şiir dergilerinin belirli bir misyonu, anlayışı ve biçimsel yaklaşımı olması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak bu misyon, şiire dışarıdan yüklenen bir işlev değil, bizzat şiirin içinden doğan bir bilinç olmalı. Buzdokuz’un farkı burada ortaya çıkıyor: Genel beğeniye teslim olmadan, şiirin ve düşüncenin kendi iç dinamiklerini takip eden, gerçekten bir poetik derinlik oluşturan bir alan açıyor.

Buzdokuz’un misyonu, şiirin gerçekten şiir olduğu noktada dünyadan kopuşunu bir özgürlük olarak görmek ve bu kopuş üzerine düşünmek. Genelgeçer beğeniye göre hareket etmiyoruz; ileri şiir dediğimiz, yenilikçi ve derin poetik anlam katmanları taşıyan, çoksesli bir şiir anlayışını savunuyoruz. Şiirin yalnızca duygusal veya sanatsal bir üretim olmadığını, aynı zamanda eleştirel ve teorik bir zemin gerektirdiğini düşünüyoruz. Ayrıca şiirin ticari, politik veya ideolojik bir araç hâline getirilmesine karşı Kant’tan hareketle “çıkarsız” bir şiir anlayışını savunuyoruz. Dolayısıyla Buzdokuz, şiirin konfor alanında kalmasına karşı bir duruş sergiliyor.

‘ŞAİRLER HÂLÂ DERGİLER ÜZERİNDEN TARTIŞIYOR’

Şiir dergileri eskisi gibi Türk şiirinin atardamarı mı?

Bir dönem şiir dergileri, yeni şairlerin keşfine olanak sağlayan, edebi akımların doğduğu, tartışmaların yürütüldüğü mahfiller ve merkezlerdi. Bugün bu rolün bir kısmı sosyal medya ve dijital platformlara kaymış durumda. Ancak ciddi bir poetik bilinç oluşturmak, şiiri ciddiye alan bir bağlam yaratmak hâlâ dergilerin işi. Şiir yayıncılığının artık fedakârlık gerektirdiği ve büyük atılımların kolay olmadığı, büyük okur kitlelerine ulaşılamadığı bir vakıa. Bu misyonu yürüten dergiler bu sebeple bir elin parmağını geçemiyor bile.

Buzdokuz gibi dergiler, Türk şiirinin hem üretim alanı hem de eleştirel zemini olmaya çalışıyor. Şairler hâlâ dergiler üzerinden tartışıyor, poetik vizyonlarını şekillendiriyor. Fakat bu süreç artık daha farklı dinamiklerle işliyor. Dönem dönem şiir dergiciliği politik/ideolojik beklentilere yanıt üretir. Üretmeli midir? Bize göre elbette hayır. Şiirin böylesi bir ödevi yoktur. Bugün poetik duruşu sağlam olmayan bir şairin/derginin geleceğe kalmayacağı söylenebilir.

Biz bir atölye gibi çalışıyoruz; hem üretiyor hem tartışıyor hem de birbirimizden öğreniyoruz. Buzdokuz’un kadrosunda herkes “iyi şair” olmanın yanı sıra, eleştirel düşünebilen, ilkeli ve bağımsız isimlerden oluşuyor.

Türk şiirinin atardamarı olmaya çabalarken hem iyi şiirler yayımlamaya hem iyi şiirin teorisini oluşturmaya hem de güncel şiir meselelerini işlemeye çaba gösteriyoruz. Sadece Türk şiirinin değil dünya şiir ortamının da gündemini yakından takip ediyor; düşünsel tartışmalarda geriden gelmiyor, onlarla birlikte ilerliyoruz.

POPÜLİST EDEBİYATLA KÜLTÜREL EDEBİYAT ARASINDA ÇEKİŞME VAR

Dergi ve okur arasındaki bağ gün geçtikçe zayıflıyor mu gelişiyor mu?

Öncelikle nitelikli şiirin bir niş zevke dönüştüğünü, fazla talep görmediğini bu sebeple de ciddi bir takipçi kitlesinin olmadığını belirtmek gerekir. Bir nevi popülist edebiyatla kültürel edebiyat arasındaki çekişme olarak bakabiliriz. Fakat gerçekten nitelikli şiirin peşinde olan az sayıda okur açısından bakacak olursak bir dönüşüm söz konusu. Geleneksel okur profili değişti. Eskiden dergiler daha büyük tirajlarla, daha geniş kitlelere hitap ediyordu. Bugünse şiir okuru daha seçici ve derinlikli bir bağ kurmak istiyor.

Buzdokuz, okuruyla doğrudan bir etkileşim içinde. Okurun sadece tüketici değil, aynı zamanda düşünen, eleştiren, katkı sağlayan bir birey olmasını önemsiyoruz. Dijital platformlarımızda okurlarımızın görüşlerini alıyor, söyleşiler, çeviriler ve teorik tartışmalarla onları sürecin içine çekiyoruz. Yani okur ve dergi arasındaki bağ, niceliksel olarak değil ama niteliksel olarak güçleniyor diyebiliriz.

‘ŞİİRİ DÜŞÜNME BİÇİMİ OLARAK GÖRÜYORUZ’

Şiirleri yayınlarken hangi kıstasları gözetiyorsunuz?

En önemli kriterimiz, şiirin “şairce düşünülmüş” olması. Şiirin estetik ve poetik bir düzlemde bir şey söylemesi, klişelerden ve genelgeçer duygusallıktan uzak durması, zekice üretilmesi gerekiyor.

Buzdokuz, şiiri sadece iyi bir imge dizisi olarak değil, bir düşünme biçimi olarak görüyor. Şairin kendi sesini bulmuş olması, sözü sıradan bir tekrar olarak değil, yeni bir yaratım olarak ortaya koyması önemli.

ELEŞTİRİ OLMADAN ŞİİR KENDİSİNİ YENİLEYEMEZ

Şiir teorisi, eleştirileri, ne kadar yer buluyor ve ne kadar nitelikli?

Türkiye’de şiir eleştirisi uzun süredir en tartışılan alanlardan biri. Çoğu zaman ya aşırı akademikleşerek şiirle doğrudan bağını kopardığı ya da tamamen yüzeysel yorumlara sıkıştığı iddia ediliyor, doğru tarafları var. Fakat bu, nitelikli eleştirmenlerin varlığını ortadan kaldırmıyor ya da nitelikli eleştiri faaliyetlerini yok etmiyor. Şair, bugün için hem teorisyen hem eleştirmen vasıflarını kendi taşıyor. Genç şairlerin de bugünün eleştirisine katkısı yadsınamaz.

Buzdokuz, eleştiri ve teoriye özel bir alan açıyor. Dergimizde, şiir eleştirisini şiirin bizzat kendisi kadar önemli görüyoruz. Eleştiri olmadan şiirin kendini sürekli yenileyebilmesi mümkün değil. Bu yüzden eleştirinin nesnel, teorik ve ön yargısız bir zeminde ilerlemesine özen gösteriyoruz.

DİJİTALLEŞME BİR TEHDİT DEĞİL

Dijitalleşmeyle birlikte dergiciliğin bittiği düşünülüyor. Dijital çağ şiir dergiciliğini nasıl etkiledi?

Dijital çağın şiir dergiciliğine büyük etkileri oldu. Kimileri için bu bir çöküş anlamına geliyor; çünkü basılı dergilerin tirajları düştü, okurların alışkanlıkları değişti. Kimileri içinse yeni olanaklar sundu; çünkü şiir artık sınırları aşarak daha geniş bir etkileşim alanına kavuştu.

Buzdokuz, bu iki uçtan birine düşmek yerine, melez bir model geliştirdi. Hem basılı hem de dijital ortamda aktifiz. Sosyal medyayı sadece tanıtım için değil, poetik tartışmalar için kullanıyoruz. Dijital şiir, görsel şiir, video şiir gibi türlere kapımız açık. Yani dijitalleşmeyi bir tehdit değil, yeni bir üretim/tecrübe alanı olarak görüyor, yeni ifade biçimlerine zenginlik katması için pozitif yönde beklenti oluşturuyoruz.

Son olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz?

Buzdokuz, şiire gerçekten inanan, şiirin gücünü anlayan herkesin dergisi. Şiir alternatif bir dünyayı mümkün kılar ama ama aynı zamanda mevcut dünyayı eleştiren, ona karşı bir tavır geliştiren de bir eylemdir. Şiiri ciddiye alan, onun üzerine düşünen ve tartışan, şiirle birlikte dünyanın sınırlarını aşan herkesi Buzdokuz’a davet ediyoruz.

Şiir Edebiyat Türk Edebiyatı