Yandex
06 Nisan 2025 Pazar
İstanbul
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Gümrük Birliği’nden çıkılmalıdır

Serhat Latifoğlu

Serhat Latifoğlu

Gazete Yazarı

A+ A-

Türkiye'nin 2023 yılında Avrupa Birliği (AB)'nden yaptığı ithalatta ara malların toplam ithalat içindeki payı, genellikle yüksek bir oranı temsil eder. Ara mallar, üretim süreçlerinde kullanılan ve nihai ürün haline gelmeden önce işlenen ürünlerdir. Bu kategorideki mallar, özellikle imalat sanayii ve endüstriyel üretim için kritik öneme sahiptir. TÜİK dış ticaret verilerine göre 2024 yılı toplam ihracat 261,8 milyar dolar, AB’ye yapılan ihracat 108 milyar dolar yani toplam ihracatın yüzde 41,5’i. 2024 yılı toplam ithalat 344 milyar dolar. AB’den yapılan ithalat 110,4 milyar dolar. Yani toplam ithalatın yüzde 32’i AB ‘den gerçekleştiriliyor. AB ile yaptığımız ticarette, ihracatın ithalatı karşılama oranı bir süre yüzde 110’lara ulaşmıştı (2018, 2019, 2021, 2022 yılları). Bugün bu oran yeniden yüzde 100’ün altında bulunuyor. 2014’te yüzde 71’lerden bu seviyeye gelinmesi olumlu ancak bunun sürekliliğinin sağlanması çok önemli. Aksi halde Gümrük Birliği aleyhimize çalışır.

ARA MALLARIN İTHALATTAKİ PAYI

Türkiye'nin AB'den yaptığı ithalatta ara malların payı, genellikle yüzde 60-70 civarındadır. Bu oran, Türkiye'nin sanayi üretiminde AB kaynaklı ara mallara ne kadar bağımlı olduğunu gösterir. Ara mallar, özellikle otomotiv, kimya, tekstil, makine ve elektrikli cihazlar gibi sektörlerde kullanılmaktadır.

ARA MALLARIN KAPSAMI

Ara mallar, aşağıdaki ürün gruplarını içerir:

Kimya Sanayii Ürünleri: Plastik hammaddeler, kimyasal maddeler, boyalar, ilaç hammaddeleri.

Demir ve Çelik Ürünleri: Çelik levhalar, borular, metal alaşımları.

Makine ve Ekipman Parçaları: Endüstriyel makineler için yedek parçalar, motorlar, dişliler.

Elektronik Bileşenler: Yarı iletkenler, entegre devreler, diğer elektronik parçalar.

Tekstil Hammaddeleri: Sentetik lifler, iplikler, kumaşlar.

Otomotiv Yan Sanayi Ürünleri: Motor parçaları, şanzıman sistemleri, elektronik kontrol üniteleri.

OLUMLU SONUÇLAR

Daha Esnek Ticaret Politikaları: Türkiye, Gümrük Birliği'nden çekilerek kendi dış ticaret politikalarını daha esnek bir şekilde belirleyebilir. Diğer ülkelerle daha özgür ticaret anlaşmaları yapabilir ve özellikle gelişmekte olan ülkelere yönelik avantajlar sağlayabilir.

Avrupa Birliği'ne Bağımlılığın Azalması: Türkiye, AB'ye bağımlılığı azaltarak, diğer bölgelerle (örneğin, Asya, Orta Doğu ve Afrika) ticaret ilişkilerini artırabilir. Bu durum, Türkiye'yi daha geniş bir küresel pazara açabilir.

Tarımsal Ürünler Üzerindeki Rekabetçi Avantajlar: AB'nin tarım sektörüne dair düzenlemeleri, Türkiye’nin bu sektörde daha rekabetçi olabilmesini engelliyor olabilir. GB’nden çıkılması durumunda, Türkiye, tarım ürünlerinde daha esnek fiyatlandırma politikaları geliştirebilir.

Gümrük Vergilerinde Esneklik: Türkiye, üçüncü ülkelerle yapacağı serbest ticaret anlaşmaları çerçevesinde gümrük vergilerini daha özgürce belirleyebilir. Bu da bazı sektörlerde daha uygun fiyatlarla dış ticaret yapabilme imkânı sağlar.

OLUMSUZ SONUÇLAR

Ticaret Hacminde Düşüş:

Gümrük Birliği, Türkiye'nin AB ile ticaretinde gümrük vergisi ve diğer engelleri kaldırmıştı. GB'nden çekilmesi, AB ile ticaretin daha maliyetli ve bürokratik hale gelmesine yol açabilir. Bu durum, özellikle Türkiye’nin AB’ye yönelik ihracatını olumsuz etkileyebilir.

AB ile İlişkilerde Gerilim:

Gümrük Birliği'nden çekilmek, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerde gerilime yol açabilir. AB, Türkiye'yi tek taraflı olarak ticaret politikalarını değiştirmekle suçlayabilir ve bu durum müzakerelerde zorluk yaratabilir.

Yatırımcı Güveninin Zedelenmesi:

AB ile entegrasyonun bir aracı olan Gümrük Birliği'nden çekilmek, yabancı yatırımcılar üzerinde olumsuz bir etki yapabilir. AB ile olan ekonomik ilişkilerin zayıflaması, Türkiye'nin güvenilirliğini azaltabilir ve yatırımların azalmasına yol açabilir.

Sanayi ve İhracat Sektöründe Zorluklar:

Gümrük Birliği, Türkiye'nin sanayi ürünlerine yönelik AB pazarına daha kolay erişim sağlamasını sağlıyordu. Bu avantaj kaybolduğunda, Türk sanayi ürünleri AB pazarına daha yüksek vergilerle girebilir ve bu da maliyetleri artırarak rekabet gücünü düşürebilir.

Dış Ticaret İlişkilerinde Karmaşıklık:

Türkiye, Gümrük Birliği'nden çıktıktan sonra, AB ile olan ticaretinde yeniden düzenlemelere gitmek zorunda kalabilir. Bu da ticaretin karmaşıklaşmasına, bürokratik işlemlerin artmasına ve geçiş sürecinin sancılı olmasına yol açabilir.

SONUÇ

Türkiye'nin Gümrük Birliği'nden çekilmesi, çeşitli fırsatlar sunarken, birçok ekonomik ve siyasi risk de taşır. Türkiye'nin bu konuda nasıl bir strateji izleyeceği, uluslararası ticaret politikaları ve iç ekonomi üzerindeki etkilerini belirleyecektir. Uzun vadede daha bağımsız bir dış ticaret politikası izleme imkânı sağlasa da kısa vadede ekonomik ilişkilerdeki belirsizlikler Türkiye'nin dezavantajına olabilir. Türkiye'nin 2023 yılında Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden yaptığı ithalat, toplamda yaklaşık 106 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Gelişme sağlanır, sabretmekte yarar var diyerek 2024 yılına geldik. AB kapısında beklemeyi bir kenara koysak dahi, ortada imzalanmış, yürürlükte olan ve üzerinden 28 yıl geçmiş bir Gümrük Birliği anlaşması olduğunu unutmamak gerekiyor. Herkesin farkında olduğu durum, Gümrük Birliği’nin hiç de bahsedildiği gibi bize AB kapısını aralamadığı. Belki de pek çok kişinin farkında olmadığı durum ise, anlaşmada önemli haksızlıklara uğradığımız ve 27 yılda konuya dair bir arpa boyu yol alamadığımız mevzusu. Gümrük Birliği’nde güncelleme bekleyen konulara birer cümle ile değindiğimde, neden bu meselenin bu denli önemli olduğunu ve ülkemiz dış ticaret açığında etkisini daha iyi anlamak mümkün olacak. Anlaşma kapsamında, AB’nin üçüncü ülkelerle imzalamış olduğu ticaret anlaşmaları, Türk pazarını bu ülkelere gümrüksüz bir şekilde açarken, Türk mallarının aynı ülke pazarlarına serbest bir şekilde girme olasılığı Türkiye’nin ayrıca yapacağı ikili anlaşmalara bırakılmakta. Bu nokta, Gümrük Birliği anlaşmasında güncellemenin olması gereken en önemli konu başlığı. Bunun yanı Türkiye sıra GB kapsamında bağımsız bir şekilde istediği herhangi bir ülke ile Serbest Ticaret Anlaşması da imzalayamamakta. Dolayısı ile Gümrük Birliği’nin mevcut halinde, Türk firmaları üçüncü ülkelere yapacakları ihracatta AB firmaları karşısında dezavantajlı duruma düşmekteyken, AB dışında kalan ülkelerin firmaları da Türk firmalarına kıyasla iç pazarda daha avantajlı hale gelmekte. Bir diğer dezavantaj; karayolu taşıma kotaları ile vize sorunları. Gümrük Birliği anlaşmasının kapsamında hizmet sektörünün yer almadığı gerekçesiyle karayolu ile yük taşıyan Türk araçlarına kota uygulanmakta ve şoförlerin vize alması da zorlaştırılarak Türk taşımacılık sektörünün önüne set çekilmekte. Bir diğer düzenlenme gereken husus ise, işlenmemiş geleneksel tarım ürünlerinin anlaşma kapsamı dışında tutulması. 27 yıldan bu yana güçlü olduğumuz alanda gümrük vergisi muafiyetinden yararlanamamış olmak, ihracatımıza vurulmuş nemli bir darbedir. Sayılabilecek son önemli sorun, Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin işleyişinde önemli bir yere sahip olan teknik komitelere katılım konusundaki problemlerdir.

Yine standartlara ilişkin konularda da dezavantajlarımız söz konusudur. Ticarette AB üyesi ülkelerde ticari standardizasyonun olmaması ve denetim metotlarının dinamik oluşu ticareti kısıtlayarak maliyetleri artırdığı için bu sorunlar da çözüme kavuşturulmak durumundadır.

https://www.turksam.org/detay-ab-turkiye-gumruk-birligi-anlasmasi-avantajlar-dezavantajlar-beklentiler

Gümrük Birliği Anlaşması, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 1996 yılında yürürlüğe giren ve sanayi ürünlerinde gümrük vergilerini kaldıran, aynı zamanda ortak bir dış ticaret politikası benimseyen bir anlaşmadır. Bu anlaşma, Türkiye'nin AB'nin ortak gümrük tarifesini benimsemesini ve AB'nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına uyum sağlamasını gerektirir. Gümrük Birliği Anlaşması'nın ithal ikamesini sınırlayan doğrudan maddeleri olmasa da anlaşmanın yapısı ve getirdiği yükümlülükler dolaylı olarak ithal ikamesini sınırlayıcı etkiler yaratabilir.

GÜMRÜK BİRLİĞ’NİN İTHAL İKAMESİNE ETKİLERİ

Gümrük Vergilerinin Kaldırılması:

Gümrük Birliği, Türkiye ile AB arasında sanayi ürünlerinde gümrük vergilerini kaldırmıştır. Bu durum, AB ürünlerinin Türkiye pazarında daha rekabetçi fiyatlarla yer almasına neden olur. Yerli üreticiler, koruma olmadan AB ürünleriyle rekabet etmek zorunda kalır, bu da ithal ikamesini zorlaştırabilir.

Ortak Dış Ticaret Politikası:

Türkiye, AB'nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına uyum sağlamak zorundadır. Bu, Türkiye'nin kendi bağımsız ticaret politikalarını uygulama yeteneğini sınırlar ve ithal ikamesi politikalarını uygulamayı zorlaştırabilir.

Rekabet Kuralları:

Gümrük Birliği, rekabet kurallarına uyumu gerektirir. Devlet yardımları ve sübvansiyonlar gibi yerli üreticileri korumaya yönelik politikalar, AB'nin rekabet kurallarıyla çelişebilir ve sınırlandırılabilir.

Teknik Düzenlemeler ve Standartlar:

Türkiye, AB'nin teknik düzenlemelerine ve standartlarına uyum sağlamak zorundadır. Bu uyum, yerli üreticilerin üretim süreçlerini ve ürünlerini AB standartlarına göre ayarlamasını gerektirir, bu da maliyetleri artırabilir ve ithal ikamesini zorlaştırabilir.

İTHAL İKAMESİNİ TEŞVİK ETMEYE YÖNELİK POLİTİKALARIN SINIRLARI

Gümrük Birliği, Türkiye'nin ithal ikamesini teşvik etmeye yönelik politikalar uygulamasını sınırlayabilir. Örneğin:

Yerli Üreticilere Doğrudan Destekler: AB'nin devlet yardımlarına ilişkin kuralları, yerli üreticilere doğrudan finansal destek sağlanmasını sınırlayabilir.

İthalat Kotaları ve Tarifeler: Gümrük Birliği, AB ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini kaldırdığı için, ithal ikamesini desteklemek amacıyla ithalat kotaları veya tarifeleri uygulamak mümkün değildir.

SONUÇ

Gümrük Birliği Anlaşması, doğrudan ithal ikamesini sınırlayan maddeler içermese de anlaşmanın yapısı ve getirdiği yükümlülükler dolaylı olarak ithal ikamesini zorlaştırabilir. Türkiye, AB'nin ortak gümrük tarifesine uyum sağlamak ve rekabet kurallarına uymak zorunda olduğu için, yerli üreticileri korumaya yönelik politikaları uygulama konusunda sınırlamalarla karşılaşabilir. Bu durum, özellikle AB ürünleriyle rekabet etmekte zorlanan yerli sanayiler için zorluklar yaratabilir.

Gümrük Birliğine girdiğimiz 1996 yılında AB ekonomisi dünya ekonomisinin yüzde 25’inden pay alıyordu. Bugün bu oran yüzde 14’lere gerilemiş bulunuyor. AB’nin ABD baskısı altında uyguladığı politikalar AB ekonomisini hem rekabetçilik hem de inovasyon konusunda darbe vururken ABD bu konularda gücünü artırdı. AB bir anlamda Japonya’ya yapılan Plaza Anlaşması darbesi gibi ekonomistleri sabote etti. Üstüne üstlük jeopolitik olarak Türkiye Rusya gibi gelişen ülkeleri düşmanlaştırarak kendi ayağına kurşun sıkmasını sağladı. Üstüne üstlük dünyanın en yaşlı nüfusunun bulunduğu gittikçe eriyen bir nüfusa sahip olduğu için gelecekte dünya ekonomisinde aldığı pay ve dinamizm gittikçe azalacak.

AB içinde başlayan milliyetçi dalga, ABD’nin desteğini azaltacağı işaretini vermesi ve üretim gücünü kaybetmesi gibi nedenlerden dolayı AB üyeleri tek tek kendi ajandalarını oluşturmaya başladırlar. Almanya, İtalya, İspanya gibi ülkeler hızla savunma sanayisi konusunda strateji değişikliğine gittiler. Almanya 1 trilyon avro civarında bir altyapı ve savunma paketi kabul etti. Tüm bu adımların devamının geleceği aşikardır. Bu da AB’nin ekonomik olarak belirlediği bütçe açığı, savunma harcamaları, kamu harcamaları gibi kısıtların delinmesini ve teknik olarak AB’ni sonunun getirecek. Süreç AB’yi ya etkisiz ve gevşek bir platform ya da tamamen tasviye edilmiş bir AB’ye götürüyor.

Bu durumda etkisini azaltan ve dağılan bir AB’nin Gümrük Birliğinde bulunmak ne kadar avantaj sağlar bize? Gümrük Birliği halihazırda aleyhimizde çalışıyor. Öyleyse şartların olgunlaştığı bugünlerde GB’nin güncellenmesi için baskı yapılmalı, keyfi bir ayrımcılığa dönüşen vize sorununun bir sürece bağlanması şarttır. Ayrıca uzun vadeli strateji olarak GB’den çıkış planlanmalı ve iyi ilişkiler içinde olduğumuz AB üyesi ülkeler başta olmak üzere tek tek ticari anlaşma yapmak için planlama yapılmalıdır.

https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Dis-Ticaret-Istatistikleri-Ocak-2025-53900

Gümrük Birliği Avrupa Birliği İthalat Ticaret Sanayi
Yorumlar (6 yorum) Yorum yapmak için tıklayınız
Yükleniyor...