Medeniyet ve hayvan sevgisi
Evlerinin saçaklarına kuşlar için “Aşiyan” denilen küçük ahşap evler yapan, kapı girişlerindeki mermer veya taş basamaklara hayvanlar için su oyukları bıraktıran da biziz; Hayırsızada’da on binlerce köpeği aç susuz bırakıp öldüren de…
Tıpkı, Fatih Sultan Mehmet zamanında ellerinde kaplarla İstanbul sokaklarında dolaşıp, yerlerde gördükleri ifrazatın üzerine kül serpmekle görevlendirenin de; üzerinde gezindiğimiz, çoluk çocuğumuzu gezdirdiğimiz sokaklarımızı ifrazat ve çöp batağı haline getirenin de biz olduğumuz gibi…
Sokak hayvanları ile ilişkimiz, birbirimizle ilişkimizden farklı ve bağımsız bir konu değil. Burada meselenin özü doğa ve toplum ile ilişkilerimizi nasıl düzenlediğimizdir. Bu meselenin çözümü ile ilgili kurumsallaşmış ilişkilerin toplamına medeniyet diyoruz. Sokakta sadece köpekler yok, insanlar da yatıyor. Neresindeyiz bu işin? Soru budur.
Medeniyet tarihine baktığımız zaman, bir kültürün en incelmiş, etik ve estetik düzeyde en iyi işlenmiş haline ulaşabilmesinin, toplumun başta ekonomik olmak üzere yaşam şartlarının yükseltilebilmiş olmasıyla yakından ilişkili olduğunu görürüz. Bir başka deyişle, yukarıda olumlu davranış örneklerini verdiğimiz ecdadımız, birbirleriyle ilişkilerini bugün bizim yapabildiğimizden çok daha etkili çözümleyebildikleri bir aşamada, doğa ile ilişkilerini de bizden çok daha “medeni” biçimde çözümleyebilmişlerdi.
Tersinden söyleyelim: Ekonomisi berbat, çalışma yaşamı güvencesiz, kentleşmesi çarpık, siyaseti kepaze, toplumsal ilişkileri yozlaşmış bir topluma dönüştü(rüldü)k. Herkes barut fıçısı gibi geziyor. Hatta toplumsal ilişkilerimizdeki aşınma, bazı insanlarda hastalıklı bir hayvan sevgisi biçiminde tezahür ediyor. Tıpkı bazı insan sevgilerinin hastalıklı tezahür etmesi gibi…
Birbirimizi sevemezken hayvanları mı seveceğiz? Bugün kimilerinin hayvan sevgisi zannettiği şey, kişisel tutku, takıntı ve karşımızdakinin araçsallaştırılması üzerinden ruhumuzun derinliklerindeki tatminsizliğin ödünlenmesi arayışı olmasın!
Şurası açık: Milletçe medeniyet kaybı yaşıyoruz. İnsan-insan ilişkilerinde aklın ve bilimin rehberliğini kaybettik. Denetim bizde olmadığı için insan-doğa ilişkilerinde de denetim bizde değil. Oysa bunlar birbirinden ayrılamaz.
Sokaklardaki başıboş köpek sürülerinin saldırısına uğrayıp parçalanmış insanlara da barınaklarda bakımsız, üst üste yığılmış hayvanlara da içimiz yanıyor. Her iki manzarada da bir zamanlar yüksek medeniyet düzeyine ulaşmış, fakat bugün geleceğini planlayamayan, kaynak kıtlığı içinde, olayların sürüklemesiyle gündelik yaşayan bir toplumun, hem kendi fertlerine hem de hayvanlara çıkardığı bedeli ödüyoruz.
Sokak hayvanlarının sokaklardaki başıboşluğunu hayvan sevgisi adı altında savunmak da çözümsüzlük; toplanıp uyutulmaları türünden “Hayırsızada çözümleri” de çözümsüzlük. Peki, çözüm ne? Medeni bir toplum bu sorunlarını nasıl çözer, geçmişte nasıl çözmüştük?
Belediyelerin veteriner kadrosu yok, hayvan barınaklarının ödeneği yok, barınaklardaki personel yetersiz ve eğitimsiz. Eğitecek adam yok. Evlerde hayvan beslemenin bir çocuk büyütmek gibi sorumluluk istediğini öğretecek bir eğitim sistemi ve toplumsal değer aktarımı yok! İnsanın can olduğunu inkâr edercesine şiddeti, ezip geçmeyi, başkasının omzuna basarak yükselmeyi pompalayan bir kültürel iklimin içinde, hayvanlarla ilişkilerimizi nasıl düzenleyeceğimizi konuşuyoruz. Bu koşullarda bulunacak bütün çözümler yüzeysel olmak zorundadır. Çözüm, buradaki yokları var haline getirmektir.
Değerli Aydinlik.com.tr okurları.
Aydinlik.com.tr ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.
Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Aydinlik.com.tr yorum sayfalarında yer almayacaktır.
Ayrıca Aydinlik.com.tr yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.
Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Aydinlik.com.tr yorum sayfalarında paylaşılamaz.
Aydinlik.com.tr yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Aydinlik.com.tr bunlardan sorumlu tutulamaz.
Aydinlik.com.tr yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.
Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.